1958 Edsel Corsair


0 yorum:

Yorum Gönder

HTML editörleri

 

HTML Editörleri

HTML kodları herhangi bir editörde yazılabilir. Örneğin; bu iş için Unix üzerinde pico, vi; DOS altında MSDOS Edit, Windows textpad ya da herhangi bir metin editörü kullanılabilir. Fakat, HTML komutlarını hatırlamak, iyi bir programcı için bile güç bir iş olduğu için, tüm HTML konutlarını hatırlamamıza gerek bırakmayan özel HTML editörleri geliştirilmiştir. HTML editörleri çok yararlı programlardır. Birçok işi görsel menüler yardımıyla kolaylıkla yapabilmemizi sağlarlar, fakat, sayfamızda yapmak istediğimiz birtakım şeylere editörün özellikleri izin vermezse, o zaman HTML koduna müdahale etmemiz, yapmak istediğimiz şeyi HTML komutlarını kullanarak gerçekleştirmemiz gerekir. Ayrıca, Java Appletleri ve bazı CGI teknikleri ekleyebilmek için de sayfamızın HTML formatıyla uğraşmamız gerekir. HTML Editörlerini kabaca iki gruba ayırabiliriz.

1) Bu gruba giren editörler, HTML komutlarını menüler ya da bazı butonlar yardımıyla döküman içine yazmanızı, ilgili ortamlari kolayca olusturmanizi saglar. Bu editörlerden bazilari, yazdiginiz HTML kodunun sonuçlarını bir "preview" pencereden görmenizi saglarlar. Hemen hepsi, tüm HTML belirteç ve komutlarının anlatıldığı yardım dosyaları sunarlar. Bu tip editörlerin hemen hepsi, kolay web sayfası hazırlama sihirbazları (wizard) sunarlar. Böylece, bazı boşlukları doldurarak basit bir web sayfasını kolayca oluşturabilirsiniz. Ayrıca, hemen hemen tüm editörler, hazırladığınız sayfaları bir web sunucusuna (FTP ya da HTTP protokolü ile) gönderebilmek için gerekli araçları (web publishing) da içerirler. Bu editörler, çoğunlukla, dökümanınız içinde kullandığınız HTML komutlarını farklı renklerde göstererek sayfanınızın oluşturulma sürecini kolaylaştırırlar. Çoğu editör, bazı temel JavaScript programları/özellikleri ekleme ya da hareketli GIF resimlerini (animated GIF) kolayca hazırlamanızı sağlayabilirler. Bu editörlerden bazıları, hazırladığınız web sayfalarındaki HTML kodlarını kontrol edebilirler ve hatalı/eksik kullanımları saptayabilirler. Bunları yapan bazı yardımcı programlar da vardır.Bu editörlerden bazıları HotDog Pro , HomeSite, Web Edit, HotMetal ve DiDo 'dur.

2) Bu gruba giren editörler, yazdiginiz anda tüm formatlama özellikleri ile birlikte görebildiğiniz (WYSIWYG - what you see is what you get) türden "görsel HTML editörleri"dir. Bu programlar kullanılarak, karmaşık HTML kodlarına bulaşmadan oldukça iyi sayfalar oluşturabilirsiniz. Bu tip editörlerden bazıları, aynı anda doğrudan HTML koduna da müdahele edebilmenize olanak tanır. HTML yardımı, kolay sayfa hazırlama sihirbazları, heceleme, web sunucusuna dosya gönderebilme gibi özellikleri bu programlar da, genellikle, sunarlar. Benzer şekilde, buton hazırlama, JavaScript programları/komutları ekleme ya da hareketli GIF resimlerini (animated GIF) kolayca hazırlamanızı sağlayabilecek özellikler de bu programlarda son günlerde sıkça karşılaştığımız özelliklerden. Popüler web istemcilerinden olan Netscape Navigator (4.x) bünyesi içinde yer alan "Composer" bu tür bir editör. Eger Netscape 3.x kullanıyorsanız web editörü bu ürünün Gold sürümünde. Popüler görsel editörlerden bazıları Microsoft Front Page, Symantec Visual Page, Adobe Page Mill, Claris Home Page' dir. Ayrıca, Microsoft Internet Explorer 4.x sürümü ile birlikte "Front Page Express" adıyla, orijinal ürünün daha basit bir sürümü de ücretsiz dağıtılmaktadır.

İkinci gruba giren editörlerden Microsoft FrontPage, hem yüksek oranda HTML kodlaması gerektiren uygulamaların çok kolay yapılabildiği görsel editör özelliği ile, hem de düz HTML kodunu degiştirebilmenize olanak tanıması ile kullanım alanı gittikçe artan popüler bir editördür. 

0 yorum:

Yorum Gönder

E-Mail nedir???


E-mail (E-posta) Nedir?

Elektronik posta ya da kısa adıyla e-mail, bilgisayar ağlarında kullanıcılarının birbirleriyle yazılı olarak haberleşmesini sağlayan bir yoldur. Bilgisayar ağlarının oluşturulma nedenlerinden biri, kişilerin, bir yerden diğerine (hızlı ve güvenli bir şekilde) elektronik ortamda mektup gönderme ve haberleşme isteğidir. E-posta (electronic mail, e-posta), bu amaçla kullanılan servislere verilen genel addır.

E-posta, baslangıçta sadece düz yazı mesajlar göndermek amacıyla geliştirilmişken, 1995'li yıllardan sonra geliştirilen tekniklerle, e-posta içinde kompozit yapıların (resim, ses, video, html dökümanları, çalışabilir program vb) kullanımı mümkün hale gelmiştir. Artik günümüzde hemen hemen her türlü e-mail programları bu formatları desteklemektedir.

Elektronik posta, ya da e-mail Internetin belki de en çok kullanılan özelliğidir. Internete, ya da Internete bağlı olan herhangi bir networke bağlı olan herkese mesaj gönderebilirsiniz. Milyonlarca insan hergün e-mail alıp göndermektedir. E-mail, uzaktaki akrabalarınız, arkadaşlarınız, şirketinizin farklı bölümlerinde çalışan iş arkadaşlarınız ve kendi alanınızda meslektaşlarınızla haberleşmeniz için harıka bir yoldur.

Elektronik ortamda mektubunuzun yerine ulaşma süresi, hemen yanınızdaki bilgisayarda oturan biri ile başka bir kıtadaki biri arasında genellikle birkaç dakikadan fazla farketmez. Ayrıca, mesajların bilgisayar üzerinde veri olarak elinize geçmesinin de sağladığı sayısız avantaj vardır. Bu sebeplerden dolayı e-mail, günümüzde en ucuz ve hızlı haberleşme araçlarından biridir.

Bir elektronik posta adresine (örnek:
adsoyad@yahoo.com) sahip herkes, e-mail adresini bildiği birine hızlı bir şekilde bir mektup gönderebilir. Günlük hayatta kullandığımız postaya benzer şekilde, bir e-mail'in de bir göndereni vardır; ancak klasik postadan farklı olarak birden fazla alıcısı olabilir ve bu alıcılardan bazıları da, gönderenin isteğine bağlı olarak, mektubun kopyalarının kimlere iletildiğini öğrenemeyebilirler.

E-mail Adresi Nedir?

Birisine bir e-posta gönderdiğinize göre bu postanın gideceği bir geçerli adres olmalı. Elektronik ortamda bu adres, "e-mail (e-posta) adresi" olarak adlandırılır. E-posta adresi, çoğunlukla, kişinin kullanıcı numarası ve kullandığı sistemin internet/bitnet vb adresinden oluşur.
webmaster@ankara.edu.tr , info@law.ankara.edu.tr, demir@yahoo.com, örnek e-mail adresleridir. Dikkat edilirse adres, @ işareti ile ayrılmış iki kısımdan oluşur. İlk kısım kişinin kendi sistemindeki kullanıcı numarası; ikinci kısım ise, bulunduğu sistemin adresini belirtir. Bazı sistemler ilk kısımdaki kullanıcı numarası yerine başka isimlere de izin verir (aliasing). Bazı farklı ağlarda (Compuserve, UUCP gibi) daha değişik e-posta adresleme formatları vardır.

E-posta Programlarinda Görülen "From, To, Subject, Cc, Bcc, Forward To :" Gibi Kısaltmalar Ne Anlama Gelir?

Bütün bu ibareler, e-postanın baş kısmı da (header) yer alır ve gönderilen e-posta ile ilgili bir takım "gönderme bilgileri"ni içerir.

From: alanında, e-posta'yı gönderen kişinin e-posta adresi (ve gerekli olmasa bile, Adı, Soyadı) yeralır.

To: alanında, e-posta'yı göndereceğimiz kişilerin e-posta adresleri yer alır. Gönderilecek kişi sayısı 1'den fazlaysa adresler aralara virgül veya noktalı virgül konarak (bazı sistemlerde bir boşluk bırakılarak) yazılır.

Subject: alanına, e-posta içeriğine uygun çok kısa bir tanım yazılır. (Acil, toplanti duyurusu, Çok hastayım, Beni hemen ara vb gibi)

Cc: alanına, e-postanın kopyasını başka bir kişiye ya da kişilere (genellikle, e-posta içerigi ile 2. dereceden ilgili kişiler olabilir) göndereceksek, onların adresleri yazılır. (Cc : Carbon Copy)

Bcc: Cc ile aynı. Yalnız, maili alan kişiler To: ve Cc: alanlarındaki bilgileri görebilmelerine karşin, Bcc: alanındaki bilgileri göremezler (Bcc: Blind Carbon Copy). Bazen, size gelen bir iletiyi bir başkasına aynen iletmeniz gerekebilir. Bunu sağlayan mekanizma, mailin baş kısmında "Forward:" seklinde görülür. Kullandığınız e-posta programları, standart olarak, bir maili başkasına "aynen gönderme" seçeneklerini size sunarlar. Elektronik postaların baş kısmında daha değişik alanlar da vardır.

Attachment (Eklenmiş Dosya) Nedir?

E-posta 'larla birlikte postanın sonuna eklenerek bir dosya da gönderilebilir. Bu, genellikle, eklenecek dosyanın adının e-posta 'nın baş kısmında "Attachment:" şeklindeki bir alana yazılmasıyla olur. Eklenen dosyalar düz yazi olabileceği gibi resim, ses, program vb. ikili (binary) dosyalar da olabilir. Hemen hemen tüm e-posta programları standart olarak bu özelligi destekler.

MIME (Multipurpose Internet Mail Extensions) olarak adlandırılan standart ile text olmayan dosyaların gönderen bilgisayarda şifrelenmesi ve alıcı bilgisayarda deşifrelenmesi sağlanmaktadır. Böylece postayı alan kişi, otomatik olarak, "attachment" olarak gelen dosyayı yerel diskine saklayabilmektedir.

Gönderdigim e-posta yerine ulaşmadan bana geri döndü. Problem ne olabilir?

Öncelikle adresi kontrol edip mail göndermeye calıştığınız yerin sistem sorumlusuna sormalısınız. Aşağıdaki bilgiler size bir miktar yol gosterecektir.

e-posta gönderdiğiniz kişinin adresini yanlış yazmışsınızdır ya da o kişinin kullanıcı numarası iptal edilmiştir. Geri dönen e-postanın başında 'No such local user', 'user unknown' gibi satırlar görürsünüz. Bu durumda, önce adresi kontrol edin. Eğer doğruysa demek ki e-posta gönderdiğiniz kişinin kullanıcı numarası kapanmıştır. Kullanıcı numarasını doğru ama @ işaretinden sonra gelen kısmı yanlış yazmışsanız alacağınız hata mesajı 'host unknown' ya da benzeri bir şey olacaktır. Gene adresi iyi bir kontrol edin. Gerçekten yanlış yazmış olabilirsiniz. Eğer bu kısım da doğruysa 2) maddesine geçin..

Kullandığınız DNS servisindeki bir hata yüzünden gönderdiğiniz adres cözümlenememişse, 'host unknown' mesajı ile mailiniz geri dönebilir. Bu, muhtemelen geçici bir hatadır. Gelen mailin başında bu durumda ilgili uyarıyı ('host unkonown') görürsünüz. Bir müddet sonra yeniden gönderin. Uzun süre bu hata devam ediyorsa sorumlu kişileri arayıp problemi iletin ya da eğer yapabiliyorsanız baska bir Name server tanımlayın (SLIP/PPP türü kişisel bağlantılarda bu kolay).

SMTP servisi kötü performanslı hatlar yüzünden maili gönderememektedir ve size durumu açıklayan bir mail göndermiştir. Gelen mailin başında genellikle, mailin gönderilemediği ama önümüzdeki zamanlarda tekrar gönderilmeye çalışılacagı yazılıdır.

e-posta ne kadar güvenli?

Ne yazık ki, e-posta için tam güvenli diyemeyiz. e-posta bir yere ulaşırken pek cok domain'den geçebilir ve buralarda bazı potansiyel 'suç işlemeyi seven kişiler' mailleri durdurup içeriğine bakabilir. Binlerce ağ arasında böyle kişiler her zaman vardır. Bu yüzden, gizli bilgiler içeren mailleri (kredi kartı numaraları, şifre vb) e-posta ile göndermeyin.

İkinci olarak, mailiniz herhangi bir sebeple yerine ulaşamamışsa NORMAL OLARAK size geri dönmesi gerekir. Normal olarak dönmesi gereken dağıtılmayan mailler NORMAL OLMAYARAK bazen cyberspace'in karanlıklarına gömülebilir.

Ayrıca, size gelen maillerin 'From:' kısmında gördüğünüz adres ve isim aslında o maili gönderen kişiye ait olmayabilir. Onunla uzaktan yakından ilgisi bile bulunmayabilir. Bazı mailer programları bu çesit e-posta başlıklarını mail gönderen kişinin kolayca değiştirmesine olanak tanımaktadır.

e-posta gönderirken dikkat edilecek noktalar var mı?

Adresler ve İsimler...

Eğer kullandığınız mail programı izin veriyorsa, kendi isminizin e-posta mesajınızın başında çıkmasını temin edin.
Gerçek isim ve gerçek e-posta adresi kullanın.
e-posta göndereceğiniz kişinin adını da, eğer kullandığınız mail programında böyle bir seçenek varsa, mutlaka yazın. Söz gelimi,
gokcol@sariyer.cc.itu.edu.tr yerine gokcol@sariyer.cc.itu.edu.tr ( Orhan Gokcol )

şeklinde bir bilginin e-postanın başında çıkması daha tercih edilir. Böylece, eğer kullanıcı adını yanlış yazmışsanız, e-postanızın gittiği yerdeki postmaster, gerçek kullanıcı adından, e-postanın kime gönderildiğini anlayabilir.

Konu (Subject) kullanımı...

Öncelikle gönderilen maillerin Subject (Konu) kısmını boş bırakmayıp doldurmak cok faydalıdır. Özellikle listelere gönderilen maillerde buna dikkat etmek gerekir. 'Subject:' alanına yazacaklarınız, mailinizin içeriğine uygun anahtar kelimeler ve kısa bir tanım olabilir.

e-posta'nızın ne hakkında olduğunu belirten "konu" satırına mail ile alakasız şeyler yazmayın.Size gelen postalara yanıt verirken, eğer gelen içerik dışında şeyler içeren bir cevap yazacaksanız (özellikle listelerden gelen e-postalarda bu çok önemli) cevap verdiğiniz mailin konu adında da gerekli eklemeler ya da düzeltmeler yapmayı unutmayın

POP3 nedir? Ne gibi avantajlar sağlar?

Pek çok e-posta sistemlerinde SMTP yanında ikinci bir servis daha vardır : POP (Post Office Protocol). POP servisinin işlevini ikiye ayırarak anlatmak daha uygun:

Standart SMTP, size bir mail gönderildiğinde bu maili, gideceği yere ulaşana dek yönlendirerek iletir (routing). Eğer mailin son varış noktasına ulaşılamıyorsa (bağlantı kopukluğu) SMTP daha sonraki bir zamanda (1 saat sonra vb) aynı maili tekrar göndermeye çalışır. Eğer uzunca bir süre sonra mail hala gönderilememişse size bir hata maili ile birlikte mailinizi geri gönderir. Bunun önune geçmek icin kullanılan sisteme POP (ya da şu anki haliyle POP3) adı verilir. POP3 servisi bir posta kutusu vazifesi görür ve gelen maillerin gidecegi yere aktarılması yerine bu kutuda tutulmasına olanak tanır. Daha sonra, kullanıcı bu POP servisine bağlanıp kendi maillerini kendi sistemine aktarır.

İkinci kullanım, mantik olarak yukarıdaki ile aynı olmasına rağmen islevsel olarak farklıdır. Bu internet- kişisel bağlantılarında karşımıza çıkar. Evden, işyerinden yapılan SLIP/PPP türü bağlantılarda size gelen mailleri almak ve okumak için POP3'ü destekleyen e-posta programlarının (Eudora, Netscape mail gibi,) kullanılması çok büyük avantajlar sağlar. Bu şekilde, makinanızı açmadan posta kutunuzdaki tum mailleri kısa surede alır; sonra baglantıyı kapatır ve maillerinizi okursunuz (off reader). İsterseniz cevaplar yazar, daha sonra tekrar slip/ppp bağlanarak maillerinizi SMTP servisiniz uzerinden gönderebilirsiniz. Böyle bir kullanım size çok büyük zaman kazandırır.

e-posta içinde Türkçe karakter kullanımı....

Türkçe'de, her dilde olmayan bazı özel karakterler var (noktalı C, noktalı O vb harfleri gibi). Türkçe karakterleri mail yazışmalarınızda kullanırken bunu okuyacak kişilerin klavyelerinin ve sistemlerinin bu karakterleri anlamayabileceğini göz önüne almalısınız. Hatta bu özel karakterler karşı sistemde kontrol karakteri olarak algılanabilmekte ve bu da zaman zaman kotu sonuçlar doğurabilmektedir. Bu yüzden e-posta yazışmalarında standart ingilizce klavyedeki harflerin kullanılması hala çoğu durumda bir zorunluluktur.

Türkçe karakterlerle dolu mail, bilgisayar sistemi "Türkçe" desteklemeyen birisinin çivi yazısı gibi olacak ve okunamayacaktır. Bu yüzden, özellikle listelere, tartışma öbeklerine ve yurt dışındaki adreslere gönderilen maillerde Türkçe karakterler kullanmaktan kaçınmalısınız. Bunun Türkçe'yi sevmekle/sevmemekle bir ilgisi yok. Bir unicode sistemi tam standartlaşıp oturmadan ve sistemlerde yaygınca desteklenmeden bunu yapmak yarardan cok zarar verebiliyor. Ancak, maili gönderdiğiniz kişinin e-posta programının ve bilgisayar sisteminin gönderdiğiniz iletideki türkçe karakterleri görüntüleyebileceğinden %100 eminseniz, kullanmanızda bir sakınca yok.

e-posta ile gelen iletilerden sistemime virüs bulaşır mı?

Bu soruya günümüzde kolayca "hayır" demek ne yazık ki tam mümkün değil. e-posta programları ve protokoller çok gelişti.Ama gene de, e-mail ile virüs bulaşmasının çok çok zor olduğunu söyleyebiliriz. Öncelikle,

Sadece düz yazı içeren bir e-postayı okumakla sisteminize virüs filan bulaşmaz.

Eğer aldığınız e-posta ile birlikte bir "attachment (eklenmiş dosya)" varsa (eklenmiş dosya, herhangi bir çalıştırılabilir (executible) dosya olabilir), mailinizi okuyup gelen dosyayı diskinize saklamakla "o dosya virüslü dahi olsa" yine virüs bulaşmaz. Tabii, eklenmiş dosyayı çalıştırırsanız ve o dosya da virüslü ise, sisteminize virüs bulaşabilir. Bu tamamen sizin sorumluluğunuz.

Yıllar içinde mail programları bazı özel tekniklerle, mail içine "doğrudan çalıştırılabilir kod" ekleme olanağı vermektedir. Daha çok yeni olan bu kullanım, tüm potansiyel virüs saldırılarına açıktır. Dolayısıyla, size gelen bir maili okumadan önce, "konusuna" ve "kimden gönderildiğine" ayrıca "uzunluğuna" bakıp ona göre bir karar verebilirsiniz. Kullandığınız mail programı, maili okumak için açtığınız anda aslında bir program olan ilgili kod çalışmaya başlayabilir.

En çok kullanılan ve bilinen internet uygulaması e-posta (e-mail) dır. e-posta kullanıcıların internetle dünyanın her yeriyle kişisel bağlantı kurmalarını sağlayan bir sistemdir. e-posta ile dünyanın her yerinde internet bağlantısı bulunan kullanıcılara mesaj gönderip onlardan mesaj alabilirsiniz. e-posta ile mektuplarınızı normal postadan çok daha ucuz ve hızlı bir şekilde gönderebilirsiniz.

Örneğin ; Ankara'dan yollanan bir e-posta İstanbul'a gönderildiği adresin özelliklerine ve internet yoğunluğuna bağlı olarak birkaç saniye veya dakika arasında alıcısına ulaşır.

e-postanızda düz yazının yanı sıra, resim, grafik, ses, program formatındaki bilgilerinizi de gönderebilirsiniz. Ülke dışı telefon konuşmalarının ücreti düşünüldüğünde e-posta çok daha ucuz bir haberleşme biçimidir.

e-posta adresleri iki bölümden oluşur.

kgudek@meb.gov.tr


I - II

I. Bölümde kullanıcının gerçek ya da takma adı bulunur.

II. Bölümde ise kullanıcının internette nerede bulunduğuna ilişkin yer belirtilir ve bu bölüm @ işareti ile bağlanır. @ işareti "Et" olarak okunur ve "üzerinde" anlamına gelir.

Adresin ikinci kısmında bulunan ve nokta ile ayrılan uzantılar kurumların türünü ve bulunduğu ülke kodunu belirtir. Kısaltmalar şeklinde kullanılan bu uzantıların her birinin farklı anlamları vardır. Bunlar...


• .com (commercial) : Ticarî kuruluşlar

• .edu (education) : Eğitimle ilgili kurum ve kuruluşlar

• .gov (government) : Devlet işleri ile ilgili kurum ve kuruluşlar

• .mil (military) : Askerî kurum ve kuruluşlar

• .org (non profit organisation) : Ticarî yönü olmayan kurumlar

• .net (network) : İletişim ağlarıyla ilgili kuruluşlar

• .k12 (kindergarden to 12) : Ana sınıfından üniversiteye kadar olan eğitim kurumları

Ülke kısaltmalarından örnekler...


• tr : Türkiye

• dk : Danimarka

• es : İspanya

• ca : Kanada

• au : Avustralya

• uk : İngiltere

• de : Almanya

• Eğer bir adreste ülke kodu bulunmuyorsa bu genellikle, o adresin Amerika Birleşik Devletleri'nde olduğunu gösterir. Gönderilen mesajların adreslerine ulaşabilmesi için adresi değiştirmeden olduğu gibi yazmanız gerekmektedir.

• e-posta göndermek için öncelikle bir yazılıma gereksinim vardır. POP tabanlı posta servislerinde en yaygın olarak kullanılan e-posta yazılımı Outlook Express'dir. Bu program, kayıtlı Microsoft Office kullanıcıları için ücretsizdir. Outlook Express dışında herhangi bir e-posta yazılımına gerek kalmadan kullanılabilen Yahoo ( www.yahoo.com ), Hotmail ( www.hotmail.com ), Mynet ( www.mynet.com ) gibi ücretsiz bir posta hesabı alabileceğiniz internet tabanlı posta servisleri de bulunmaktadır. Bunlarla dünyanın herhangi bir yerinden postaları gönderme ve okuma işlemi, kendi sunucuları aracılığıyla ücretsiz olarak yapılabilmektedir. En büyük avantajı internete erişebiliyorsanız e-postanızı da okuyabilmenizdir. e-posta uygulamanıza erişmek için kendi bilgisayarınızı kullanmanız gerekmez.

Daha önce de belirttiğimiz üzere bu servisleri kullanmanın en büyük avantajı kendi bilgisayarınızdan uzakta, dünyanın herhangi bir yerinden ya da herhangi bir bilgisayardan e-postanızı okuyabilmenizdir.

e-posta kullanırken dikkat edilmesi gereken kurallar...


• e-posta ve web sayfaları adreslerinde Türkçe karakterler (ç, ş, ı, ö, ü, ğ) kullanılmaz. Örneğin; husamettinyildirim@meb.gov.tr adresine bir e-posta göndermek istiyorsanız ve bu adresi hüsamettinyıldırım@meb.gov.tr şeklinde yazarsanız ileti gönderilemeyecektir. Çünkü burada kullanılan "ü" ve "ı" harfi İngilizce alfabede yer almamaktadır.

E-postanız gönderilemezse genelde bir hata mesajı (sekme, bounce) alırsınız. e-posta sekmelerine yol açan en genel sebepler şunlardır...


• Geçersiz adres : Adresi yanlış yazdıysanız ya da alıcı bu hesabı kapatmışsa mesajınız gönderilemez. En azından doğru kişiye gönderilemez. Tek çözüm adresi kontrol edip tekrar denemektir. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi Türkçe karakterlere dikkat etmenin yanı sıra, örneğin bir e-posta adresinin nokta ile mi (deneme.ornek@meb.gov.tr) yoksa alt çizgi ile mi (deneme_ornek@meb.gov.tr) ayrıldığına da dikkat etmeniz gerekmektedir. Sonuçta bu iki e-posta adresi tamamen farklı iki alıcıyı işaret etmektedir.

• Alıcının posta kutusu dolu : Bazı internet tabanlı, internet hizmeti veren siteler (Hotmail, Mynet, Yahoo vb.) bir kişinin posta kutusunda saklayabileceği mesaj sayısına bir sınırlama getirmiştir. Eğer uzun süre posta kutunuzu kontrol etmezseniz posta kutunuz dolabilir. Dolu bir posta kutusuna gönderilen iletiler ise alıcıya geri döner. Bu durumda yapabileceğiniz tek şey bekleyip iletiyi daha sonra göndermek ya da alıcıyı arayıp e-postasını kontrol etmesini sağlamak olmalıdır.

• ISS (İnternet Servis Sağlayıcı) : Eğer alıcının ISS'si geçici olarak hizmet dışıysa çeşitli hata mesajları alabilirsiniz. Çözüm bir iki gün bekleyip tekrar denemektir.

• Konu kısmı boş iletiler göndermeyiniz. İletinin ne hakkında olduğunu bildiren bir satırın olması hem sizin hem alıcının işini kolaylaştırır. İletileri depoluyorsanız, tekrar bakma gereği duyduğunuzda konu satırının faydasını görürsünüz. Konu alanına yazacaklarınız iletinizin içeriğine uygun anahtar kelimeler veya kısa bir tanım olabilir.

• Kişilere gönderdiğiniz e-postalara .txt uzantılı olan dosyalar ve küçük boyutlu resimler hariç ek yapmamaya özen gösterin. Eğer e-posta ile bunların dışında özellikteki dosyaları gönderecekseniz, dosyaları Winzip, Winrar, vb. en çok kullanılan sıkıştırma programlarıyla sıkıştırın. e-posta dosya eklentilerini açıklayın. Bu eklentiler içinde hangi dosyaların bulunduğunu ve bu dosyaları hangi programlarla açılabileceğini açıklayın. Böylece kimse virüs olduğundan şüphelenmez.

• Aldığınız e-postayla beraber gelen eklentileri açarken dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü virüsler en çok bu şekilde bulaşıyor. Sizde başkalarına dosya göndereceğiniz zaman virüs taramasından geçirdikten sonra gönderiniz. Uzantısı .exe olan dosyaları emin olmadıkça asla çalıştırmayınız.

• Çoğu virüs e-posta okunduğu anda aktif olduğu için, Outlook Express yazılımda ön izleme penceresini aktif yapmayınız.

• Gönderilen iletilerin sizi yansıttığını unutmayın. İleti gönderdiğiniz kişiler sizi tanımıyor veya görmüyor olabilir. Ancak iletilerinizin dilinin ve biçiminin sizin hakkınızda ip uçları vereceğini unutmayın. İletinizin diline, imlâ ve yazım kuralları ile genel ahlâk kurallarına uygun olmasına dikkat ediniz.

• İletinizde yazacaklarınızı kısa, açık ve öz olarak yazmalısınız. İletilerinizin içeriğini saygı çerçevesi içinde ve karşınızdakini rahatsız etmeyecek ölçüde hazırlamalı ve göndermelisiniz.

• İletileriniz normal cümle düzeni içinde olmalı,büyük ve küçük harfler kullanılarak yazılmalıdır.

• e-posta kutunuzu her gün kontrol edin ve postalarınızı limitinizi aşacak kadar sistemde tutmayınız. e-postanızı uzun süre okuyamayacağınız durumlarda üye olduğunuz listelerden geçici olarak kaydınızı sildirmelisiniz. Gereksiz mesajları posta kutunuzdan temizlemelisiniz.

• e-posta iletilerinizde bir iletiye yanıt verirken yanıt verdiğiniz iletiden yeteri kadar alıntı yapınız. Tüm iletiyi olduğu gibi alarak e-postanın uzunluğunu artırmayınız. Orijinal iletinin konuyla ilgisiz yerlerini siliniz.

• Size özel yazılmış bir iletiyi, ileti sahibinin haberi olmaksızın başkasına göndermeyiniz.

• Birden fazla kişiye gönderdiğiniz iletileri CC (Carbon Copy) ile değil BCC (Blind Carbon Copy) ile gönderiniz. Böylece alıcıların birbirlerinin adreslerini görmesine engel olursunuz.

• e-postalarınızda kredi kartı numarası, herhangi bir şifre, vb. özel bilgileri, yazarken dikkatli olunuz. Unutmayın ki e-posta hâlâ çok güvenli değildir.

• Hiç bir zaman e-postanızın sadece siz ve gönderdiğiniz kişi tarafından okunacağını zannetmeyiniz. Telefonda söyleyemeyeceğiniz şeyleri e-posta ile de göndermeyiniz.

• Şifrenizi kimseye vermeyiniz ve zaman zaman değiştiriniz (3-5 ayda bir).

• e-posta programınız bazı formatlama seçenekleri sunabilir (metni koyu, italik, renkli kullanma, animasyon, resim, ses vb. özellikler). Ancak karşı tarafın e-posta programı bunları desteklemeyebilir. Dolayısıyla karşı tarafın e-posta programının bu tip formatları desteklediğinden emin olmadıkça bu tip özel formatlı mesajlar göndermeyiniz.

• İletilerinizin satır uzunluğu en fazla 65-70 karakter olmalı ve kontrol karakterleri içermemelidir. İletilerinizde tarih bilgisi yazacaksanız ay bilgisini harfle yazınız (Örneğin; 30 Ağustos 2004 gibi).

• Çok kısa e-postalar hazırlamak için kısa sayılabilecek bildirileri direkt olarak konu satırına girebilir ve ileti kısmını boş bırakabilirsiniz. Konu satırının sonuna metin yok anlamına gelen "my" kısaltmasını ekleyerek alıcının aslında iletiyi açmasına gerek olmadığını belirtebilirsiniz.

• Eğer gönderdiğiniz e-postanın alıcının dikkatini çekmesini istiyorsanız bunu bir ünlem işareti ile donatmalısınız. Bunun için öncelikle yeni bir e-posta hazırlayın ve İleti/Öncelik Ata/Yüksek komutunu çalıştırınız. Bunun sonucunda alıcı iletiyi aldığında bir ünlem işareti ile karşılaşacaktır.

• Devamlı olarak gönderdiği tanıtım iletileri yüzünden birinden sıkıldıysanız, bu kişinin e-posta adresini engelleyebilirsiniz. Bunun için ilk olarak söz konusu e-postalardan birini açınız ve İleti/Göndereni Engelle komutunu çalıştırınız. Ekrana gelen soruya "Evet" yanıtını veriniz. Eğer ileride bu kişiyi engellemekten vazgeçerseniz "Araçlar/İleti Kuralları/Engellenen Gönderenler Listesi" komutunu çalıştırınız ve listeden çıkarmak istediğiniz kişiyi seçtikten sonra "Kaldır" düğmesine tıklayınız.

• Özellikle tanımadığınız kişilere e-posta gönderirken iletinizin sonuna elektronik imzanızı (adı, soyadı, adres, internet sitesi adresi, telefon, faks no, vb.) ekleyiniz. Bu imzanın en çok 4 satır olmasına dikkat ediniz. İmzalar metninizin yapı elemanları gibidirler. Bunlar otomatik olarak her e-posta altına yerleştirilirler. Tüm modern e-posta yazılımlarında bu fonksiyon bulunur. Outlook Express yazılımında Araçlar/Seçenekler/İmzalar komutunu kullanarak imzalara ulaşabilirsiniz ve düzenleyebilirsiniz.

• Özel ve ticarî işleriniz için resmî e-posta adresini kullanmayınız.

• Eğer e-posta ile soru soruyorsanız, çok açık ve sade biçimde sorunuzu yazmalısınız.

• Birisine ya da bir gruba/listeye bir konu hakkında soru sorduğunuzda "lütfen" demeyi unutmayınız. Sizin için birisi cevap yazmış, probleminizle ilgilenip çözüm üretmeye çalışmışsa bir e-posta ile, ilgili kişiye "teşekkür ederim" demeyi unutmayınız.

• Mesajınızda dikkat çekmek istediğiniz noktaları "*" işareti arasına alınız.

• Outlook Express'in temel ayarlarını değiştirerek yazım ve dil bilgisi hatalarını kontrol edebilirsiniz. Bunun için "Araçlar/Seçenekler" komutunu çalıştırın ve ekrana gelen pencere üzerindeki "Yazım Denetimi" kartını aktif hâle getiriniz.

0 yorum:

Yorum Gönder

Arama motoru nedir ve cesitleri


Arama Motoru Nedir?

   Arama motoru (search engine), dünyadaki hemen hemen tüm web sitelerinin listelendiği, kategorilere ayrılmış, aradığımız bilgileri en kısa yoldan ve hızlı bir şekilde ulaşmamızı sağlayan web siteleridir.

    İnternet üzerinde yüzlerce hatta binlerce arama motoru bulunmaktadır. Bunların bir kısmı kendi alanlarındaki web sitelerini listelemekte, bir kısmı yerel alanlarda hizmet vermektedir. Bir kısmı da dünya üzerindeki hertürlü web sitesini listelemektedir. Arama kriterlerini en aza indirmek arama motorlarındaki komut satırına (yanlarında Search, Find It, Get It gibi tuşlar bulunan kutucuklar) herhangi bir kelimeyi yazdığımızda, bu arama motoru bu kelimenin geçtiği tüm dökümanları listeler. Oysa bu dökümanların içinde işimize yaramayan öyle çok döküman listelenir ki, işimize yarayanı bulmakta zorlanmaya başlarız. Mesela bu arama motorlarından bir tanesine web yazıp aramasını istediğiniz zaman, karşımıza yüzbinlerce sayfa çıkar. Diğer taraftan " web sayfası" yazıp aramasını istediğimiz zaman ise hem içinde web geçen hemde sayfası geçen tüm dökümanları listeleyeceğinden bu sefer milyonlarca döküman çıkacaktır. Oysa bunun için, internetin heryerinde olduğu gibi, büyük bir kolaylık sağlayan arama parametreleri vardır. Bu parametreleri kullanarak aradığımız dökümanlara doğrudan ulaşabiliriz.
Arama motorları 3 temel parçadan oluşur:
1) Spider: İlki "spider,bot,ant" gibi isimlere sahip olan programlar. Bu programlar interneti dolaşıp sayfaları tespit edip veritabanlarına kaydederler.

2) Veritabanı: Spider tarafından ziyaret edilen, her sayfanın kopyası burada saklanır. Sayfanızda yaptığınız değişiklikler, spider tekrar uğrayıncaya kadar arama motorlarında yer almaz. Arama yapıldığında, sayfanız veritabanındaki son haline göre değerlendirilip, sıralanır. Bu yüzden kullanıcılar, ölü linkler yada çok farklı içeriklerle karşılaşabilmektedir. Google.com'da "Önbellekten oku" komutuyla kayıtlı sayfanın Google'un veritabanındaki halini görebilirsiniz.

3) Sıralama mekanizması:
Üçüncü parçada sıralama mekanizmasıdır. Kullanıcın yaptığı aramaya göre, en uygun şekilde sayfaları sıralamaya çalışır. Her arama motorunda bu parçalar farklı çalışır. Bazılarında, sayfanızda frame, image map kullanmanız sorun yaratabilir. Bazıları, veritabanına alt tag larını kaydetmez.

   Herbiri kendi yöntemini geliştirerek, ziyaretçilerine en iyi sonuçları getirmeye çalışır. Arama motorları, siteniz için önemliyse, kodlarınızı arama motorlarına uyumlu hale getirmeli, ve üst sıralarda yer alabilmek için, optimize etmeniz gerekmetedir.

Arama Motorunda Sıralama Nasıl Yapılır?
   Arama motorları, sayfanızı inceleyip kelimelerin kullanılma oranlarını, yerlerini ve şekillerini ölçer. Bir kelime diğerlerine göre, çok sık olarak, hem başlıkta, hem yazılarda, hem resimlerin açıklamalarında kullanılmışsa, o sayfanın o kelimeye yönelik içeriğe sahip olduğu kanısına varılır. O kelimeyle arama yapıldığında, o sayfa, kelimeyi daha az kullanan yada başlığında o kelimeye yer vermeyen sitelere göre daha üst sırada yer alır.

Arama Parametreler Nelerdir?
   Arama parametreleri, arama motorlarına göre zaman zaman değişkenlik içerse de, tüm arama motorlarında geçerli olan bir kaç parametre vardır. İşte bunlardan birkaçı:

   + parametresi
"ve" anlamına gelir. Arama satırına web sayfası yerine web+sayfası yazarsak, arama motoru artık bize içinde sadece web sayfası geçen dökümanları listeleyecektir. Bu dökümanların içinde web kelimesi ortada sayfası kelimesi başta veya sonda olabilir. Bu işimizi biraz daha kolaylaştırmış olacaktır. Ama hala tam aradığımız döküman bu olmayabilir. O zaman da;

   "" parametresini kullanmalıyız. Yani "web sayfası" yazıp aranmasını istediğimiz zaman, içinde sadece web ve sayfası yanyana geçen dökümanlar listelenecektir.

- parametresi arama motorunun arama satırına "web sayfası" - eğitim yazarak aramasını istediğimiz zaman, arama motoru, içinde web ve sayfası yanyana bulunan ama eğitim kelimesi içermeyen tüm dökümanları listeleyecektir.

En Popüler Arama Motorları Hangileridir?
   İnternet üzerinde binlerce arama motoru bulunmaktadır. En popüler yabancı arama motorları şunlardır;
Yahoo
,
Altavista,
Lycos,
Excite,
InfoSeek,
WebCrawler,
Hotbot,
Google,
AOL

0 yorum:

Yorum Gönder

İnternet tarayıcısı nedir??

İnternet tarayıcısı (browser) nedir?

İnternet tarayıcısı (browser) nedir?

İnternette yer alan belgelerin yazıldığı bilgisayar dilini deşifre edip sizin bu belgeleri monitörünüzde yazılar, resimler ve benzeri belgeler olarak görmenizi sağlayan aracı programlardır. Donanım açısından mükemmel bir bilgisayarınız ve mükemmel bir internet erişiminiz olsa bile, internet belgelerini sizin anlayabileceğiniz hale getiren tarayıcılar olmadan internetten faydalanamazsınız. 

Tarayıcı Markaları ve Sürümleri
  • Mozilla Firefox 6.0.2
  • Internet Explorer 9
  • Google Chrome 13
  • Opera 11.5
  • Safari 5.1
  • Netscape 9
  • Slim Browser 6
  • Avant Browser 11
  • 0 yorum:

    Yorum Gönder

    BLOG nedir ?

    Blog nedir?

    Blog, genellikle güncelden eskiye doğru sıralanmış yazı ve yorumların yayınlandığı, web tabanlı bir yayını belirtir. Çoğunlukla her gönderinin sonunda yazarın adı ve gönderi zamanı belirtilir. Yayıncının seçimine göre okuyucular yazılara yorum yapılabilir. Yorumlar, blog kültürünün çok önemli bir dinamiğidir; bu sayede yazar ve okuyucular arasında iletişim sağlanır. Bunun dışında, geri izleme (trackback) mekanizmasıyla, belirli bir yazı hakkında yazılan diğer yazıların belirlenebilmesi de mümkündür.
    İlk bloglar elle yazılıp güncellenirken, bugün bu iş için özel yazılmış yazılımlar kullanılmaktadır. Bu yazılımlardan bazıları bir blog servisi sağlayıcı sitenin alt alan adları olarak yaratılabilen, bazıları ise kullanıcının kendi sunucusuna kurup çalıştırması gereken yazılımlardır.

    Blogun geçmişi

    Blogların içeriği geleneksel internet içeriğinden farklılık gösterdiği için sadece bloglar için kurulmuş özel indeksleme mekanizmaları ve arama motorları bulunmaktadır. Technorati en başarılı blog teknolojilerinden biridir. Ayrıca Google Blog Search adında bir blog arama motoru işletmektedir. 2005 yılında Verisign tarafından satın alınan Weblogs.com, dünyanın en büyük blog ping servisi olarak tüm internet indeksleme mekanizmalarına veri sağlamaktadır.
    İnternet ile ilgili ciddi bir araştırma kurumu olan Jupiter Research'ün 2005 yılında yaptığı bir araştırmasına göre, blog sitesi sahiplerinin yarısının yıllık geliri 60.000 doların üstünde; blog okuyanların %60'ı erkek ve blog okuma alışkanlığı olanların %73'ü 5 yıldan uzun süredir internet bağlantısına sahip. Blog okuyanların %28'i blog okumak için RSS kullanıyor. 2005 sonunda yapılan başka bir araştırmaya göre de internet kullanıcılarının %38'i blog kelimesinin anlamını bildiklerini, %27'si ise blog okuduklarını belirtmiştir. Blogosferin nabzını tutma misyonundaki Technorati'nin istatistiklerine göre, günde 50.000'den fazla yeni blog sitesi yaratılıyor.
    Blogların kullanımı 1999 yılında Blogger'ın bu hizmeti vermeye başlaması ve kısa süre sonra bunu ücretsiz hale getirmesi ile yaygınlaşmıştır. 2003 yılı Şubat ayında Google, Blogger'ı satın aldı ve Google araç çubuğuna, ziyaret edilen sayfanın adresini doğrudan bloga girmeyi sağlayan 'Blog This!' tuşu yerleştirdi. İngilizce bilen çoğu kişi ilk defa bu düğme sayesinde bloglar ile tanışmıştır.
    Blogger ile aynı zamanlarda kurulan LiveJournal, sadece belirli kişilerin okumasına izin verilebilen blog sayfaları sağlayarak popüler olmuş bir blog sitesidir. Halen en çok blog yaratılan sistemlerden biri olan LiveJournal, yazdıklarını herkesle paylaşmak istemeyen ve grup bağlarına önem veren kişiler tarafından tercih ediliyor.
    Microsoft'un Windows Live Spaces adlı blog sistemi de, MSN üyelerine sunulan Windows Live Messenger hizmetine ilişkilendirilince ciddi bir yayılma göstermiştir. Üyelerin fotoğraf albümü oluşturmasına izin veren sistem, blogların güncellendiği anda paylaşılmasını sağlayan dahili bir yapıya da sahiptir. Daha çok amatör kullanıcılar yönelik bir hizmet olan Windows Live Spaces, görünüş ve yapı olarak değişikliğe pek açık değildir. Ayrıca, Windows Live Messenger daha çok sohbet amacıyla kullanılan bir servis olduğundan, Space'lerde yer alan bloglar da daha çok resim yükleme alanı olarak kullanılmaktadır. Microsoft, 27 Eylül 2010'da, Windows Live Spaces servisini durduracağını açıklamış ve kullanıcılarına blog'larını ücretsiz olarak WordPress.com'a taşıma olanağı sunmuştur.
    Hızla büyüyen ve ciddi bir akım haline gelen blog dünyasında, İnternetin devlerinden Yahoo! da 2005 yılının Mart ayında kendi blog sistemi Yahoo! 360'ı açtığını ilan etti.
    Kullanıcının kendi sunucusuna kurarak çalıştırdığı blog yazılımlarında WordPress liderdir.
    Son olarak 2007 yılında da, Tim O'Reilly Blogger's Code of Conduct fikrini ortaya atmıştır.

    Blog türleri

    Kişisel

    İnternet üzerinde bireysel olarak oluşturulan, genel veya belli bir odak noktası olan blog çeşididir. Büyük oranda blog yazarının ismini veya takma adını alırlar. Yazarın bireysel günlüğü olmak dışında gündemi kendi kalemi ile yansıttığı ortamdır. Bu tür bloglar çok fazla deneyimi olmayan kişilerin bile kullanabileceği ve sayfalarını düzenleyebileceği yapıdadır ve daha çok günlük olarak kullanılırlar. Kişilerin günlük yaşamda yaşadıkları olayları, karşılaştıkları durumları okurlarıyla paylaşmasını sağlar. Bloglarda en fazla rastlanan türdür. Kişisel bloglar özelliklede son dönemde oldukça büyük yaygınlaşma göstermiştir.

    Temasal

    Sadece belirli bir alanda yazılan gönderilerin yer aldığı, belirli bir konuda uzman kişilerin yazdığı ve düzenlediği bloglardır. Politika, pazarlama, yemek, internet, ekonomi, tasarım, fotoğraf, programlama dilleri, blogger temaları ve benzeri konularda odaklanmış bloglar bulunmaktadır. Türkçe olarak yayınlanan bloglarda en fazla ilgiyi yemek ve blogger eklentileri konulu bloglar çekmekte, sayı olarak ise bilgisayar blogları göze çarpmaktadır.

    Topluluk

    Üyelik sistemine sahip olan ve bu üyelerin yazdıkları gönderilerden meydana gelen bloglardır. Komünite olarak da adlandırılan bu türdeki blogların çoğu kendi sunucularındaki blog yazılımını kullanmaktadır. Tarihsel olarak ise, LiveJournal'da oluşan bir kültür mirasını devam ettirmektedirler..

    Kurumsal

    Şirketlerin kendileri ile ilgili haber ve duyurularını daha samimi bir şekilde halka açtıkları bloglar dünyada ve iş hayatında giderek önem kazanmaktadır. Türkiye'de az sayıda olsa da bazı şirketler şirket bloglarını hizmete sunmaya başlamıştır. Aslında yeryüzündeki akım, şirketin doğrudan değil, samimi karakterdeki bazı çalışanların desteklenmesi yoluyla bloglamaktır. Hatta en ünlü şirket bloglarını tutan Microsoft çalışanları, samimiyetlerine inandırmak için ara sıra rakip firmaların ürünlerini de övmekte, reklamını yapmaktadır.

    1 yorum:

    Yorum Gönder

    FTP nedir? Ve EN İYİ 5 FTP programı

    Ftp Nedir Ftp Nasıl kullanılır Ftp Ayarları ve Ftp Programları FTP ( FILE TRANSFER PROTOCOL ) internete bağlı bir bir bilgisayardan diğerine (her iki yönde de)dosya aktarımı yapmak için geliştirilen bir internet protokolü ve bu işi yapan uygulama programlarına verilen genel addır. FTP ilk geliştirilen internet protokollerinden biridir. FTP protokolü ile ;1) Bir başka bilgisayardan bir başka bilgisayara dosya aktarımı yapılırken, o bilgisayar ile etkileşimi aynı anda bağlantı kurulur 2) Protokol ile sağlanan bir dizi komutlar yardımıyla iki bilgisayar arasında dosya alma/gönderme işlemleri yapılır.

    FTP Yapmak İçin Nelere İhtiyaç Var?
    - Bağlanacağımız bilgisayarın internet adresi,
    - Bağlanacağımız bilgisayarda dosyalara ulaşmak istediğimiz hesapla ilgili kullanıcı numarası, varsa şifresi,
    - İnternet erişimi olan,üzerinde FTP yazılımı bulunan bilgisayar
    - Bağlanacağımız bilgisayarda, FTP protokol komutlarını yorumlayacak çalışır durumda bir FTP servis programı yani FTP sitesi gereklidir.
    FTP'nin Kullanımı
    Genel kullanımı; FTP < FTP yapılacak makinenin adresi> şeklindedir. Bu işlemden sonra sıra ile - İlgili bilgisayara bağlanıldığında, kullanıcı adı ve parola (password) sorulur. Bunları girdikten sonra kullanıcının makinesine bağlanılmış olunur. Bazı FTP komutları kullanılarak iki makine arasında dosya işlemleri, ayrıca bağlanılan makinede bazı temel dosya/disk işlemleri (dosya açma/silme v.b ) işlemler yapılır


    En çok tercih edilen 5 FTP Programını araştırıp sizlere sunduk.
    1-) Filezilla

    Özellikleri
    • Dosyalara kaldığı yerden devam edebilme
    • Özel komutlara destek verme
    • Keep Alive sistemi, Timeout farkedebilme
    • Firewall desteği, SSL güvenli bağlantı
    • SOCKS4/5 ve HTTP1.1 Proxy desteği
    • SFTP desteği, Upload/Download Kuyruk desteği
    • Sürükle&Bırak ve çoklu dil desteği
    2-) Cute FTP Professional

    Özellikleri
    • Dosyalara kaldığı yerden devam edebilme
    • Daha hızlı dosya transferi
    • Entegre HTML editörü
    • Klasör senkronizasyonu
    • Sheduling (zamanlama) özelliği.
    • Script ile otomasyon desteği.
    • SSL, SSH2 ve S/Key şifre encription ile yüksek güvenlik gibi özellikleri var.
    3-) Smart FTP

    Özellikleri
    • Web sitelerinin yayımlanması ve idaresi
    • Grafik, belge, film ve müzik dosyalarının yollanıp indirilmesi
    • Dostlarınız ve iş arkadaşlarınızla dosya paylaşımı
    • Yerel ve uzakta bulunan dosyaların yedeklenmesi
    4-) FlashFXP

    Özellikleri
    • FTP Proxy, HTTP Proxy, Socks 4 & 5 desteği bulunmaktadır.
    • Sürükle-bırak desteği
    • Aynı anda birden fazla bağlantı kurabilme
    • Zamanlanmış yüklemeler
    • Klasör senkronizasyonu gibi artı özellikleri
    5-) WinSCP

    Özellikleri
    • Güvenli dosya transferi (SFTP)
    • SSH protokolü üzerinden çalıştığı için son derece güvenlidir.
    • En temel işlevi sunucu ile istemci arasında güvenli dosya paylaşımını sağlamaktır.
    • Legacy SCP protokolü de aynı zamanda desteklenmektedir.

    1 yorum:

    Yorum Gönder

    DNS nedir?


    DNS nedir?

    DNS,Domain Name System’in kısaltılmış şeklidir. Türkçe karşılığı ise Alan İsimlendirme Sistemi olarak bilinir.
    DNS, 256 karaktere kadar büyüyebilen host isimlerini IP’ye çevirmek için kullanılan bir sistemdir. Host ismi,tümüyle tanımlanmış isim (full qualified name) olarak da bilinir ve hem bilgisayarın ismini hem de bilgisayarın bulunduğu Internet domainini gösterir. Örneğin murat.anadolu.com.tr ismi. Bu isimde “anadolu.com.tr” ifadesi internet domainini, “murat” ifadesi ise bu domaindeki tek bir makineyi belirtir. DNS , verilen bir makina adının IP adresini çözerek makinaların Internet üzerinde host isimleri ile haberleşmelerine olanak tanır.


    DNS’in amacı nedir?
    DNS, kolay anlaşılabilir ve kullanılabilir makine ve alan isimleri ile makine IP adresleri arasında çift taraflı dönüşümü sağlar. IP adreslerinin gündelik hayatta kullanımı ve hatırlanması pek pratik olmadığı için domain isimlendirme sistemi kullanılır.
    Ana amacı, ağ uzerinden gelen alan adı veya IPnumarası ile ilgili sorgulamalara yanıt vermektir. Bu amaç için cok yaygın olarak "Berkeley Internet Name Domain (BIND)" yazılımı kullanılmaktadır. Siz bir siteye erişmek istediğinizde, DNS sayesinde hangi site nerde , hangi IP hangi bilğisayara ait olduğu belirlenir, ve istediğiniz yere erişirsiniz.


    DNS tarihçesi
    1984 yılına kadar DNS diye bir şey yoktu. O yıla kadar isim-IP çözümlemesi HOSTS adında bir metin dosyası ile yapılmaktaydı. Internetteki bilgisayarların isimleri ve IP adresleri bu dosyaya elle kaydediliyordu. Internetteki bilgisayarların herbirinde bu dosyanın bir kopyası bulunmaktaydı. Bir bilgisayar bir başka bilgisayara ulaşmak istediğinde bu dosyayı inceliyor,eğer dosyada o bilgisayarın kaydı bulunuyorsa IP adresini alıyor ve iletişime geçiyordu.
    Bu sistemin iyi işleyebilmesi için HOSTS dosyası içeriğinin hep güncel kalması gerekiyordu. Bunu sağlamak için de dosyanın aslının saklandığı ABD’deki Stanford Universitesine belli aralıklarla bağlanarak kopyalama yapılıyordu.
    Ama internetteki bilgisayarların sayısı arttıkça hem bu dosyanın büyüklüğü olağanüstü boyutlara ulaşmaya başladı,hemde internetteki bilgisayarların dosyayı kopyalamak için yaptığı bağlantı Standford’daki bilgisayarları kilitlemeye başladı.
    Tek bir HOSTS dosyası kullanmanın başka bir kötülüğü de şuydu: bütün bilgisayarlar aynı düzeyde yer aldığı için bir bilgisayar isminin bütün internette bir eşinin daha bulunmamasını sağlamak gerekiyordu.
    Bu sorunlar yüzünden internet yetkili organları 1984 yılında DNS’i ürettiler.DNS hem bilgisayar veri tabanını dağıtık bir yapıya sokuyor,hemde bilgisayarlar arasında hiyerarşik bir yapı kurulmasını sağlıyordu.
    DNS’de dağıtık veri tabanı şöyle sağlanıyordu. Bilgisayarlar bulundukları yerlere,ait oldukları kurumlara göre sınıflandırılıyorlardı. Örneğin türkiyedeki bilgisayarların listesini(.tr domaini) türkiye’den sorumlu bir DNS sunucu makine tutuyordu.böylece internet ortamındaki bütün bilgisayarların bilgisinin tek bir yerde tutulması zorunluluğu kalmıyordu.


    DNS’in yapısı
    DNS sistemi isim sunucuları ve çözümleyicilerinden oluşur. İsim sunucuları olarak düzenlenen bilgisayarlar host isimlerine karşılık gelen IP adresi bilgilerini tutarlar. Çözümleyiciler ise DNS istemcilerdir. DNS istemcilerde, DNS sunucu yada sunucuların adresleri bulunur.
    Bir DNS istemci bir bilgisayarın ismine karşılık IP adresini bulmak istediği zaman isim sunucuya başvurur. İsim sunucu, yani DNS sunucu da eğer kendi veritabanında öyle bir isim varsa, bu isme karşılık gelen IP adresini istemciye gönderir.
    DNS veritabanına kayıtların elle,tek tek girilmesi gerekir.
    Internet adresleri ilkönce ülkelere göre ayrılır. Adreslerin sonundaki tr, de , uk gibi ifadeler adresin bulunduğu ülkeyi gösterir. Örneğin tr Türkiyeyi, de Almanyayı, uk İngiltereyi gösterir. ABD adresleri için bir ülke takısı kullanılmaz çünkü DNS ve benzeri uygulamaları yaratan ülke ABD’dir.
    Internet adresleri ülkelere ayrılıdıktan sonra com, edu, gov gibi daha alt bölümlere ayrılır. Bu ifadeler DNS’de üst düzey (top-level) domainlere karşılık gelir. Üst düzey doainler aşağıdaki gibidir:
    Com :Ticari kuruluşları gösterir.
    Edu :Eğitim kurumlarını gösterir.
    Org :Ticari olmayan, hükümete de bağlı bulunmayan kurumları gösterir.
    Net :Internet omurgası işlevini üstlenen ağları gösterir.
    Gov :Hükümete bağlı kurumları gösterir.
    Mil :Askeri kurumları gösterir.
    Num :Telefon numaralarını bulabileceğiniz yerleri gösterir.
    Arpa :Ters DNS sorgulaması yapılabilecek yerleri gösterir.

    Alan isimleri, agaç yapısı denilen ve belli bir kurala göre dallanan bir yapıda kullanılmaktadır.


    Amerika haricinde, internete baglı olan tüm ülkelerdeki adresler, o ülkenin ISO3166 ülkekodu ile bitmektedir. Türkiye`deki tüm alt alan adresleri, .tr ile bitmektedir. Örneğin;

    marine.ulakbim.gov.tr adresinde;

    tr Türkiye`yi,
    gov alt alanın devlet kurumu olduğunu,
    ulakbim bu devlet kurumunu, marine bu kurumda bulunan bir makineyi göstermektedir.


    Yetki Bölgesi (Zone of Authority)
    Yetki bölgesi DNS sisteminde belli bir adres aralığıdır. Örneğin, yukarıda verdiğimiz örnekte murat.anadolu.com.tr , bir yetki bölgesini gösterir.
    Her yetki bölgesinden sorumlu bir isim sunucusu, yani DNS sunucusu vardır. DNS sunucu yetkili olduğu bölgedeki bilgisayarların isimlerini IP adreslerini içerir. Aynı zamanda bu bölgeye dair sorgulamalara da yanıt verir.
    DNS sunucunun yetki bölgesi en az bir tane domain içerir. Bu domain bölgenin kök domaini olarak adlandırılır. Yetki bölgesinde kök domainin altında bir veya birden fazla alt domain içerebilir. Bir DNS sunucu birden fazla bölgeyi yönetebilir.


    DNS sunucu çeşitleri
    Çalışmalarına göre DNS sunucular üçe ayrılır.
    Birincil isim sunucu(Primary Name Server): Bölgesiyle ilgili bilgileri kendisinde bulunan bölgeden (zone file) elde eder. Bu dosyaya bilgiler elle tek tek girilir.
    İkincil isim sunucu(secondary name server): Bölgesiyle ilgili bilgileri bağlı bulunduğu bir DNS server’dan alır. Yani bilgileri bu sunucuya elle girmek gerekmez.
    Yalnızca-Kaşeleyen isim sunucu (caching-Only name server): Kendisinde bölge bilgilerinin tutulduğu bir dosya bulunmaz. Bağlı bulunduğu sunucuya sorarak topladığı bilgileri hem istemcilere ulaştırır, hemde kaşesine koyar


    Birincil DNS Sunucu
    Birincil DNS sunucu yetkili olduğu bölge ile ilgili bilgileri kendi üzerinde bulunan bölge dosyasından (zone file) alır demiştik. O bölgede bulunan bilgisayarlara da DNS sunucu adresi olarak Birincil DNS sunucunun adresi verilir. Böylece isim/IP çözümlemesi yapan istemci bilgisayarlar Birincil DNS sunucuya başvururlar, isme karşılık IP adresi bilgisini ondan alırlar.


    İkincil DNS Sunucu
    Eğer ağımızda çok sayıda bilgisayar varsa bütün bilgisayarların tek bir DNS sunucuya gitmeleri sonucunda isim/IP çözümleme performansımız düşecektir. Bu durumda ikinci bir DNS sunucu kurup bilgileri ona da tek tek elle gireriz ve bilgisayarların yarısında DNS sunucu olarak bu bilgisayarı gösteririz. Ama ağımızda çok bilgisayar olduğu için ikinci DNS sunucuya bilgileri girmek büyük bir yük getirecektir. Üstelik işlerimiz ilk girişle bitmeyecek. Bir de her iki DNS sunucusunun bilgilerinin güncel kalmasını sağlamamız gerekecektir. İkinci DNS sunucuda burda bize kolaylık sağlar.
    İkincil DNS sunucunun bilgilerini bağlı bulunduğu DNS sunucusundan alması “bölge bilgisi aktarımı”(zone transfer) olarak adlandırılır.
    İkincil DNS sunucu hem yük dağıtımı yapmamızı hem de bir arıza durumunda sistemin ayakta kalmasını (isim/IP çözümlemesi yapılabilmesi) sağlar.
    Her bölgenin bilgisi ayrı dosyalarda saklanır. Bu yüzden birincil, ikincil gibi gibi ayrımlar bölge temelinde yapılır. Yani bir DNS sunucu bir bölge için birincil DNS sunucu iken, başka bir bölge için ikincil DNS sunucu olabilir.


    Yalnızca-Kaşeleyen DNS sunucu
    İkincil DNS sunucu tek bir lokasyonda, hızlı bir ağ üzerinden birbirine bağlanmış çok sayıda bilgisayarın bulunduğu kurumlar için oldukça iyi bir çözümdür. Fakat kurumda çok sayıda bilgisayar bulunuyorsa birincil ile ikincil DNS sunucular arasındaki bölge bilgileri aktarımı büyük bir trafik üretecektir. Bunun çözümü için yalnızca-kaşeleyen DNS sunucu kurulmalıdır.yalnızca-kaşeleyen sunucuya bilgiler elle girilmez. İkinci lokasyondaki bilgisayarlara DNS sunucu olarak kendi lokasyonlarındaki yalnızca-kaşeleyen sunucunun adersi verilir.yalnıca-kaşeleyen DNS sunucuda birinci lokasyondaki birincil ya da ikincil DNS sunucunun adresi vardır.
    Bir bilgisayar isim/IP çözümlemesi yapacağı zaman bu yalnızca-kaşeleyen DNS sunucuya gider. Yalnızca-kaşeleyen DNS sunucuda bir bilgi yoktur bu yuzden yalnızca-kaşeleyen DNS sunucu iki lokasyon arasındaki hatta çıkar, bağlı bulunduğu DNS sunucuya gider, sorgulamasını yapar, aldığı yanıtı da soru soran kendi lokasyonundaki bilgisayara iletir ve elde ettiği bilgiyi bir DNS kaşesinde saklar. Eğer aynı bilgiye belli bir zaman diliminde ikinci bir bilgisayar daha erişmek isterse artık aradaki hatta çıkmadan elimizdeki bilgiyi kullanırız.


    DNS dosyaları
    DNS için gerekli olan dosya türleri şunlardır:
    1-named.boot: Bu dosya, DNS çalışmaya başladığında program tarafından okunan ilk
    dosyadır.
    2-named.local: Bu dosya, "loopback" denilen ve makinenin kendisini gösteren adresin
    çözümlenmesi icin kullanılan bir dosyadır.
    3. named.ca: En üst seviyede bulunan ve "root server (.)" denilen makinelerin adreslerini içerir.
    4. named.hosts: Bu dosya, DNS çalıştıran bir alt alanda bulunan makinelerin adreslerinin yazıldığı yani sorumlu olduğunuz alanınızda çalısan tüm bilgisayarların adreslerinin tutuldugu dosyadır.
    5. named.reverse: Bu dosya, yukarıda açıkladığımız named.hosts dosyasının içerdiği IP adreslerini makinelerin isimlerine çevirmek için kullanılır ve yapı olarak named.local dosyasına benzer.

    DNS`te kullanılan kaynak kodlar ve anlamları

    Standart DNS kaynak kodlarının yazım formatı şu şekildedir:

    ; [isim] [ttl] [sınıf] [kod] [diger uygun tür - adres,açıklama vs.]

    [isim/name] : Sorumlu olunan alt alan ismini belirtir.
    [ttl] : (Time To Live). Saniye olarak bellekte (cache) tutulacak olan bilginin süresi.
    [sinif/class] : Kaydın sınıfını belirler. Diğer sınıflar olmasına rağmen DNS`te genelde IN kullanılır.
    [kod] : Kaynak kodunun ne oldugunu gösterir. A,NS,MX,vs...

    A – Address : Belli bir makinenin internet adresini bildirmek ve makine ismini IP adresine eslemek icin kullanılır.

    CNAME - Canonical Name : Esas makine ismine ek olarak başka bir isim daha tanımlamak için kullanılır.

    HINFO - Host Information : Bilgisayarın donanım ve işletim sistemi bilgilerini yazmak için kullanılır

    MX - Mail Exchanger : Belli bir alan adına gelen e-postaların hangi makineye dağıtılacağını gösterir

    NS - Name Server: Internet üzerindeki belli bir alandan sorumlu olan bilgisayarın adresini belirtir

    PTR – Pointer : Bilgisayar IP adresini bilgisayar ismine eşlemek için kullanılır.

    SOA - Start of Authority : SOA tanımı, internet üzerindeki bir alanın başlangıcını ve bu alandan sorumlu olunduğunu belirlemek için kullanılır.

    TXT - Text Data :
    Açıklayıcı bilgi vermek amacıyla kullanılır.

    WKS - Well Known Services : Bilgisayar tarafindan sunulan servisler hakkında bilgi verme amacıyla kullanılır


    DNS dosyaları içinde kullanılan anahtar sözcükler
    Directory: Belirtilen dosyaların bulunacağı dizin burada verilir.
    Cache: Cache dosyasını belirtir.
    Primary: Ana sunucunun (Primary Name Server) adı burada verilir. Alana ait temel bilgiler burada bulunur ve program ilk olarak aramaya bu sunucudan başlar.
    Forwarders: Ana sunucuda makine bulunamazsa burada belirtilen sunucuda aramaya başlanır
    Serial: Burada seri numarası bulunur ve bu numaranın dosyada yapılan her değişiklikten sonra bir artırılması gerekir.
    Refresh: Burada, ayarlama yapılan dosyaların ne kadar sürede bir kendini yenilediği belirtilir.
    Retry: Burada ne kadar sürede bir aramanın yeniden deneneceği belirtilir.
    Expire: Ne kadar süre sonra aramanın sonlandırılacağı belirtilir.
    Ttl (Time-To-Live): Belirtilen süre kadar cache tutulabileceğini belirtir. Burada süre verilmemişse SOA`daki değer kullanılır.
    Name : Makine adı belirtilir.
    Data : IP numarası belirtilir.


    Bir name server’ın görevi
    *İsim/IP çözümlemesi yapmak
    *Yaptığı sorgulamaların sonuçlarını belli bir süre saklamak
    *Kendi domaini için isim/IP bilgilerini sunmak


    DNS sorgulaması
    Bilgisayar herhangi bir adres sorgusu yapmak istediğinde bu sorgusunu Lokal DNS’e gönderir(1). Lokal DNS ise bu adresi bularak isteğe cevap verir(2). Eğer Lokal DNS üzerinde bu bilgi yoksa sorgulama işleri aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi ilerler.

    Bilgisayar sorgusunu Lokal DNS’e gönderir(1). Lokal DNS bu isteği alır. Kendi verilerinde bu isteğin karşılığı bulunmadığı için kendisinin bir üst seviyesindeki yetkili root DNS makinasına bu isteği iletir(2). Root DNS aranılan adresten sorumlu olan sunucunun adresini yani uzaktaki DNS’in adresini Lokal DNS’e iletir(3). Lokal DNS aldığı bu adrese istenen sorguyu gönderir(4). Uzaktaki DNS istenen veriyi Lokal DNS’e gönderir(5). Lokal DNS ise aldığı veriyi sorgulama işleminin yapan ilk bilgisayara verir(6).
    Aynı isteklerin bir yerde toplanması(cache) sorgulama işleminin hızını arttırır. Lokal sunucu aynı adrese bağlanmak isteyen başka bir bilgisayar için (2) ve (3).cü adımları atlayarak işlemi daha hızlı gerçekleştirir.


    Ters DNS Sorgulaması
    DNS sunucusu herzaman isim/IP çözümlemesi yapmaz. Eğer uygun bir şekilde kurulursaIP/isim çözümlemesi de yapabilir. Yani bir DNS sunucuya IP adresi verip, karşılığında isim de alabiliriz. Buna ters sorgulama (inverse query) denilir.
    Ters sorgulamayı kolaylaştırmak için in-addr.arpa adında özel bir domain yaratılır. Bu domainde de isim/IP eşlemeleri bulunur ama IP adresleri soldan sağa doğru, isimler ise sağdan sola doğru özelleştikleri için bu domaindeki adreslerin oktetleri tersten yazılır.
    In-addr.arpa domaini yaratıldıktan sonra işaretçi kayıtları (pointer records) denilen kayıtlar bu domaine eklenir. Örneğin, 195.142.78.98 adresine karşılık gelen bilgisayar ismini bulmak için DNS sunucuya 98.78.142.195.in-addr.arpa kayıtı sorulur.


    DNS Hizmetinin Kuruluşu
    Anadolu.com.tr gibi bir domain ismine sahip bir işletmenin DNS sunucusunu oluşturmak için izleyeceğimiz basamaklar şunlardır:
    Öncelikle bu domain için C sınıfı adreslerin kullanıldığını varsayalım. C sınıfı adresimiz 195.194.34.0 olsun. Yani bu domaindeki adresler 195.194.34.1 ile 195.194.34.254 arasında yer alacaktır.
    DNS hizmetini yüklemeden önce TCP/IP özelliklerinden DNS sayfasına gidip domain ismini girmemizde yarar vardır. DNS hizmeti de diğer ağ hizmetleri gibi Denetim Masasındaki Ağ uygulamasından yüklenir, ve sistem yeniden başlatılır.
    Sistem açılınca Yönetimsel Araçlar menüsüne DNS yöneticisi şeklinde bir şık eklenir, DNS hizmeti buradan düzenlenir.
    DNS yöneticisi bölümüne girip DNS menüsünden New Server şıkkından DNS sunucu ekleriz. Sonra bu sunucu altına yetkili olduğumuz bir bölge (zone) yaratırız. Bunun için eklediğimiz sunucu üzerinde iken DNS menüsünden Yeni Bölge(new zone) şıkkını tıklarız. Sunucumuzu birincil yada ikincil olarak tanımlarız. Biz yeni bir kurulum yaptığımız için birincil’i seceriz. Karşımıza Bölge İsmi(Zone Name) ve Bölge Dosyası(zone file) isminin sorulduğu bir kutu gelir. Zone name kısmına anadolu.com.tr yazıp TAB tuşuna bastığımız takdirde bilgisayar otomatik olarak zone file bölümünü anadolu.com.tr.dns olarak yazar. Bu bilgileri girdikten sonra işlem,i tamamlamak için finish tuşuna basarız.
    Yeni oluşturduğumuz bölgede kendiliğinden yaratılmış kayıtlar vardır.bu kayıtların isimleri kayıt tipleri ve dataları yazılıdır.kayıt tipi bölümünde NS,SOA, ve A gibi ifadeler görürüz bu ifadeleri açıklamak gerekirse:
    NS, bu satırdaki kayıtın isim çözümleyici (name server) bilgisayara ait olduğunu gösterir.
    SOA, ise yetki bölgesi başlangıcı(start of authority) anlamına gelir ve DNS kuruluşu ile ilgili bilgiler içerir. Örneğin, kayıt sonunda eğer “administrator” ifadesi varsa bu ifade bölgeden sorumlu kişinin adını içerdiğini gösterir.
    A kayıtı ise isim çözümleyici bilgisayarın, yani DNS sunucu bilgisayarın IP adresini verir.
    Ters sorgulama yapacaksak bu aşamada ters sorgulama bölgesini (reserve look-up zone) de yaratmalıyız. Bunun için DNS New Zone şıkkını tıklarız. Yaratacağımız bölge yine birincil olmalıdır. Bölgenin ismi 1.107.195.in-addr.arpa şeklinde olacak. Bu ismin ilk kısmı bir IP adresine karşılık geliyor. İkinci kısım olan in-addr.arpa ise her ters sorgulama bölgesinin isminde bulunması gereken bir ifadedir. Girdiğimiz adres C sınıfı bir adres olduğu için de üç oktet kullandık. Böylece sonuncu oktet ne olursa olsun bize 195.107.1 ile başlayan bir adres sorulduğunda bu adrese karşılık gelen sorgulayabilecez.

    0 yorum:

    Yorum Gönder